Taner Özdeş
satışın 10 altın kuralı yazarı
Satışın 10 Altın Kuralı
İnsan doğuştan satıcı mıdır? Yoksa sonradan satıcı olunabilinir mi? Bu soruların cevapları herzaman tartışılsada net bir cevaba veya yüzde yüz kanıtlanmış bir sonuca henüz varılamamıştır.


Son Eklenen Makaleler

Nurcan ve Kazanan Tutum
BÜMED’e (Boğaziçi Mezunlar derneği )tenis oynamak için düzenli giderim . Klüp el değiştirdikten sonra ilk defa gittiğimde etrafta sürekli gördüğüm bir bayan dikkatimi çekti . Ne iş yaptığını bilmiyordum, ama ne zaman arkami dönsem onu görüyordum

Cafe Susam’ın hikayesi
Bundan yıllar önce House Cafe’nin hikayesini yazmıştım. Kader, Cafe Susam’i karşıma çıkardı. Cihangir’e çok gitmem. O nedenle oradaki hayat ve mekanlara biraz uzağımdır..

50 yaşımda hayattan ne öğrendim ?
Yaşım 50’ye dayandı.. Paylaşmayı her zaman çok sevmişimdir. Annem bana şöyle derdi “kendinden çok bahsetme nazara gelirsin”. Kendisini her zaman dinlemişimdir


Son Eklenen Haberler



Natro Hosting

TAVSİYE YAZILAR
16.02.2012 yorumlar
0
Ayakkabı Satıcısı ve Küçük çocuk
Ayakkabı Satıcısı ve Küçük çocuk
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama küçük bir dükkan için yeterliydi.

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.

Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizininin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:

  • Küçük ! diye seslendi.  Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!

Çocuk, ona dönerek:

  • Gerçekten çok güzeller! diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
  • Bence önemli değil! Diye atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli kesik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı. Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
  • Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsaydı. Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaştı:
  • Anlayamadım! Dedi. Neden öyle olsun ki?
  • Çok basit! Dedi, adam. Eğer vicdan yoksa cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orada tüm eksiklikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla daha fazla ödüllendirilecekler…

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrini işaret ederek:

  • Baktığın ayakkabı, sana yakışır! Dedi. Denemek ister misin?

Çocuk, başını iki yana salladı:

  • Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki! Dedi.
  • İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım! Dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.

Çocuk biraz düşündü:

  • Ayakkabının diğer teki işe yaramaz! Dedi. Onu kim alacak ki?
  • Amma yaptın ha! Diye güldü adam. Onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım. Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı.

Adam devam ederek

  • Üstelik de öğrencisin değil mi? Diye sordu.
  • İkiye gidiyorum! diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
  • Tamam işte! Dedi adam. 5 lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti! Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerideki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu.  Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra çocuğu oturtup yeni yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek,
  • -Benim satış işlemim bitti! Dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.

Şaka mı yapıyorsunuz? Diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?

-Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş, dedi adam. Antika eşyalardan haberin yok herhalde. Bir antika ne kadar eski ise o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya.

Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknota geri vererek:

  • Bana göre 20 lira yeterli, dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!

Adam onu kırmayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip,

  • Babam haklıymış! Dedi. “Sakat olduğun için üzülmene hiç gerek yok!” demişti.

“Satışçı duyguludur. Duygularıyla ve önsezileriyle hareket eder. Her şeyden önce insandır, insani yönleri gelişmiştir. Duygularımız ve insani yönlerimiz ne kadar gelişmişse satışlarımızdaki başarı grafiği de daima yükselecektir.”

  



Yorumlar
0


Yorum Ekle

Ad Soyad
E-mail
Kurum
Yorum
  Ekoloni  
Taner Özdeş | 2011 | Her Hakkı Saklıdır
Paradigmasal