İnsan doğuştan satıcı mıdır? Yoksa sonradan satıcı olunabilinir mi? Bu soruların cevapları herzaman tartışılsada net bir cevaba veya yüzde yüz kanıtlanmış bir sonuca henüz varılamamıştır.
Son Eklenen Makaleler
BÜMED’e (Boğaziçi Mezunlar derneği )tenis oynamak için düzenli giderim . Klüp el değiştirdikten sonra ilk defa gittiğimde etrafta sürekli gördüğüm bir bayan dikkatimi çekti . Ne iş yaptığını bilmiyordum, ama ne zaman arkami dönsem onu görüyordum
Bundan yıllar önce House Cafe’nin hikayesini yazmıştım. Kader, Cafe Susam’i karşıma çıkardı. Cihangir’e çok gitmem. O nedenle oradaki hayat ve mekanlara biraz uzağımdır..
Yaşım 50’ye dayandı.. Paylaşmayı her zaman çok sevmişimdir. Annem bana şöyle derdi “kendinden çok bahsetme nazara gelirsin”. Kendisini her zaman dinlemişimdir
Son Eklenen Haberler
TAVSİYE YAZILAR
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle. Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizininin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
Çocuk, ona dönerek:
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrini işaret ederek:
Çocuk, başını iki yana salladı:
Çocuk biraz düşündü:
Adam devam ederek
Şaka mı yapıyorsunuz? Diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi? -Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş, dedi adam. Antika eşyalardan haberin yok herhalde. Bir antika ne kadar eski ise o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder. Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknota geri vererek:
Adam onu kırmayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip,
“Satışçı duyguludur. Duygularıyla ve önsezileriyle hareket eder. Her şeyden önce insandır, insani yönleri gelişmiştir. Duygularımız ve insani yönlerimiz ne kadar gelişmişse satışlarımızdaki başarı grafiği de daima yükselecektir.”
Yorum Ekle
|